Reklam Ajansı ile Çalışıp Sonuç Alamayan Markaların Ortak Noktası
İzmir’de birçok marka bir noktada şu cümleyi kuruyor:
“Ajansla çalıştık ama beklediğimiz sonucu alamadık.”
Bu cümle genellikle hayal kırıklığıyla söyleniyor ve çoğu zaman sorun doğrudan ajansa bağlanıyor. Oysa sahada gördüğümüz tablo daha karmaşık. Çünkü sonuç alamayan marka–ajans ilişkilerinin büyük bir kısmında problem, tek taraflı değil; ilişkinin kurulum biçiminde yatıyor.
Bu yazıda, reklam ajansı ile çalışmasına rağmen neden sonuç alamadığını düşünen markaların en sık düştüğü ortak noktaları ve bu sürecin neden tıkandığını ele alıyoruz.
Ajans, “Uygulayıcı” Olarak Konumlandırılıyor
Sonuç alınamayan iş birliklerinin en yaygın özelliği şudur: Ajans, yalnızca uygulayıcı olarak görülür. Markanın aklındaki fikirler ajansa iletilir, ajans da bunları hayata geçirir.
Bu modelde ajans, sürece yön veren değil; talimatları yerine getiren bir pozisyondadır. Böyle bir ilişkide ortaya çıkan işler “yanlış” olmayabilir ama genellikle etkisiz kalır. Çünkü ajansın deneyimi ve dışarıdan bakış açısı sürece dahil edilmez.
İzmir’de başarılı ajans–marka ilişkilerinde ajans, yalnızca yapan değil; soran ve yönlendiren taraftır.
Hedefler Net Değil, Beklentiler Muğlak
Bir diğer ortak problem, hedeflerin baştan netleştirilmemesidir. “Sosyal medyada büyüyelim”, “markamızı güçlendirelim” gibi genel ifadeler, pratikte karşılığı olmayan beklentiler yaratır.
Hedef net değilse, başarı da ölçülemez. Bu durumda yapılan işler ya yetersiz görülür ya da sürekli yön değiştirir. Sonuçta ne ajans ne marka memnun olur.
Reklam ajansıyla çalışmaya başlamadan önce “neyi başarmak istiyoruz?” sorusunun net bir cevabı olmalıdır. İzmir’de sonuç alan markalar, bu netliği baştan kuran markalardır.
Süreç Birlikte Değil, Parça Parça Yürütülüyor
Ajansla çalışıp sonuç alamayan markalarda sık görülen bir başka durum da sürecin kopuk ilerlemesidir. Sosyal medya bir yerde, video çekimi başka bir yerde, reklam ayrı bir yerde yürütülür.
Bu parçalı yapı, markanın anlatısını dağıtır. Her iş kendi içinde doğru olabilir ama bütünlük olmadığı için etki oluşmaz. Reklam ajansı, bu bütünlüğü kuracak merkez olarak görülmediğinde süreç dağılır.
Etkili iş birliklerinde ajans, markanın dijital anlatısının merkezinde konumlanır.
Kısa Vadeli Beklentiler Uzun Vadeli Süreci Bozar
Reklam ve pazarlama çalışmaları, çoğu zaman kısa sürede mucize beklenen alanlardır. Birkaç paylaşım, birkaç video ya da kısa bir reklam kampanyasıyla büyük sonuçlar beklenir.
Bu beklenti, süreci daha baştan zora sokar. Çünkü marka, sonuç alamadığını düşündüğü anda strateji değiştirmeye çalışır. Bu da yapılan işlerin olgunlaşmasına izin vermez.
İzmir’de ajansla çalışıp gerçekten sonuç alan markalar, bu süreci bir yatırım olarak görür ve zamana yayar.
Ajans Seçimi Yanlış Kriterlerle Yapılıyor
Bazı markalar ajans seçerken fiyatı, bazıları tasarımı, bazıları ise vaatleri önceliklendirir. Ancak ajans–marka uyumu, bu kriterlerin çok ötesindedir.
Ajansın markayı anlayıp anlamadığı, soru sorup sormadığı ve süreci sahiplenip sahiplenmediği asıl belirleyici faktörlerdir. Yanlış kriterlerle yapılan ajans seçimi, baştan yanlış bir ilişki kurmak anlamına gelir.
İletişim Zayıfsa Sonuç da Zayıf Olur
Ajansla markanın iletişimi, işin görünmeyen ama en kritik kısmıdır. Geri bildirimler net değilse, beklentiler açıkça ifade edilmiyorsa ve süreç şeffaf yürütülmüyorsa, üretilen işler de netlikten uzak olur.
İzmir’de başarılı ajans–marka ilişkilerinde iletişim, işin kendisi kadar önemlidir. Sürekli ve açık iletişim, sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlar.
Sonuç: Sorun Çoğu Zaman Ajans Değil, Kurulan İlişkidir
Reklam ajansı ile çalışıp sonuç alamayan markaların büyük bir kısmında problem, ajansın yetkinliğinden çok ilişki biçiminde ortaya çıkar. Ajansın rolü, hedeflerin netliği, beklentilerin gerçekçiliği ve iletişim şekli; sonucu doğrudan etkiler.
İzmir’de ajansla çalışıp gerçek karşılık alan markalar, bu ilişkiyi bir hizmet alımı değil, ortaklık olarak kuran markalardır.