Logo

Do you have a project in your
mind? Keep connect us.

Contact Us

  • +44 454 7800 112
  • infotech@arino.com
  • 50 Wall Street Suite, 44150 Ohio, United States

Subscribe

At vero eos et accusamus et iusto odio as part dignissimos ducimus qui blandit.

İzmir’de Markalar Dijitalde Ne Zaman “Yeniden Konumlanmalı”?

İzmir’de Markalar Dijitalde Ne Zaman “Yeniden Konumlanmalı”?

Bir markanın dijitalde her şeyinin “fena gitmediği” ama hiçbir şeyin de gerçekten büyümediği bir dönem vardır. Paylaşımlar yapılır, etkileşimler belli bir seviyede seyreder, marka bilinirliği düşmez ama artmaz da. İşte bu dönem, çoğu zaman fark edilmeden geçirilen en kritik evredir.

Çünkü bu noktada marka ya alıştığı çizgide kalır ya da bilinçli bir karar alarak kendini yeniden konumlandırır. İzmir’de dijitalde sıçrama yapan markalarla aynı yerde sayan markaları ayıran fark, tam olarak bu karar anında ortaya çıkar.

Bu yazıda, markaların dijitalde ne zaman yeniden konumlanması gerektiğini ve bu ihtiyacın hangi sinyallerle kendini gösterdiğini ele alıyoruz.

İçerikler Doğru Ama Etkisizse

Yeniden konumlanma ihtiyacının ilk sinyali şudur:
İçerikler “yanlış” değildir ama etkisi azalmıştır.

Paylaşımlar profesyoneldir, metinler düzgündür, görseller kalitelidir. Buna rağmen kullanıcılar durmaz, yorum yapmaz, paylaşmaz. İçerikler akıp gider. Bu durum genellikle “daha fazla içerik üretelim” refleksiyle çözülmeye çalışılır ama asıl problem nicelik değil, konumdur.

İzmir’de dijitalde konumunu güncelleyen markalar, bu farkı erken fark eden markalardır.

Marka Söylediklerini Tekrar Ediyorsa

Bir marka uzun süredir aynı şeyleri söylüyorsa, bu bir noktadan sonra etkisini kaybeder. Aynı vaatler, aynı kelimeler ve aynı bakış açısı; zamanla markayı görünmez kılar.

Bu durum genellikle içerik üretiminde “rahatlık” olarak ortaya çıkar. Ne söyleyeceğini bilen ama yeni bir şey söylemeyen markalar, yeniden konumlanma ihtiyacına yaklaşmış demektir.

Hedef Kitle Değiştiğinde Ama Dil Değişmediğinde

Zamanla markaların hedef kitlesi değişebilir. Daha kurumsal bir noktaya gelinir, daha bilinçli bir müşteri profili oluşur ya da pazar genişler. Ancak içerik dili ve anlatı bu değişime ayak uydurmadığında kopukluk oluşur.

İzmir’de dijitalde yeniden konumlanan markalar, hedef kitlenin değiştiğini fark edip anlatısını buna göre güncelleyen markalardır.

Rakipler Artık Daha Net Konuşuyorsa

Bir diğer önemli sinyal de rakiplerin daha net bir dil kullanmaya başlamasıdır. Sektörde benzer işler yapan markalar, daha belirgin bir duruş sergiliyorsa ve sizin markanız bu netliğin gerisinde kalıyorsa, konumlandırma eskimiş olabilir.

Bu noktada sorun “geri kalmak” değil; aynı yerde durmaktır. Dijitalde yeniden konumlanma, rakipleri taklit etmek değil; kendi duruşunu güncellemektir.

Yeniden Konumlanma Radikal Bir Kopuş Değildir

Yeniden konumlanma çoğu zaman yanlış anlaşılır. Logo değişimi, tamamen yeni bir dil ya da sıfırdan bir strateji gibi algılanır. Oysa çoğu durumda ihtiyaç olan şey; markanın özünü koruyarak anlatıyı güncellemesidir.

İzmir’de başarılı yeniden konumlanma örnekleri, küçük ama net değişimlerle yapılır. Daha seçici içerikler, daha net mesajlar ve daha tutarlı bir çizgiyle ilerlenir.

Doğru Soru: Bugün Yeniden Başlasaydık Ne Söylerdik?

Yeniden konumlanma ihtiyacını anlamanın en iyi yolu şu soruyu sormaktır:
“Bugün markayı sıfırdan anlatsaydık, yine aynı şeyleri mi söylerdik?”

Bu soruya verilen cevap net değilse ya da tereddüt yaratıyorsa, dijitalde yeniden konumlanma zamanı gelmiş demektir.

Sonuç: Yeniden Konumlanma Bir Zayıflık Değil, Güçtür

İzmir’de birçok marka yeniden konumlanmayı bir risk olarak görür. Oysa asıl risk, eskimiş bir anlatıyla devam etmektir. Dijitalde büyüyen markalar, değişimi zayıflık değil; güç olarak gören markalardır.

Doğru zamanda yapılan yeniden konumlanma, markanın dijitalde yeni bir ivme kazanmasını sağlar.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir