Dijitalde Ne Ölçülmeli, Ne Zaman Ölçmeyi Bırakmalı?
Dijital pazarlama yapan birçok marka için ölçüm, sürecin en kafa karıştırıcı kısmı. Takipçi sayısı, beğeni, izlenme, erişim, tıklama… Rakamlar var ama neyin gerçekten önemli olduğu çoğu zaman net değil. Bu nedenle markalar bazen yanlış şeyleri ölçerken, ölçülmesi gereken asıl sinyalleri kaçırıyor.
Özellikle İzmir’de dijitalde belirli bir olgunluğa gelmiş markalarda sıkça gördüğümüz bir durum var: Her şey ölçülüyor ama hiçbir şey doğru yorumlanmıyor.
Bu yazıda, dijitalde neyin gerçekten ölçülmesi gerektiğini ve hangi metriklerin bir noktadan sonra anlamını yitirdiğini ele alıyoruz.
Ölçüm, Kontrol Etme İhtiyacından Doğuyor
Birçok marka için ölçüm, ilerlemeyi görmekten çok kontrol hissi yaratır. Rakamlar takip edilir, tablolar hazırlanır ve “durum” anlaşılmaya çalışılır. Ancak bu yaklaşımda ölçüm, stratejiyi beslemek yerine onu baskılayan bir araca dönüşebilir.
Dijitalde büyüyen markalar, ölçümü bir denetim aracı değil; yön bulma aracı olarak kullanır. Hangi içeriğin neden çalıştığını anlamaya çalışır, yalnızca kaç kişiye ulaştığını değil.
Her Metrik Her Dönem Anlamlı Değildir
Takipçi sayısı bir dönem çok önemliyken, başka bir dönemde neredeyse hiçbir şey ifade etmeyebilir. Aynı şekilde izlenme sayıları da bağlamdan bağımsız okunduğunda yanıltıcıdır.
Örneğin;
Bir video çok izlenmiş ama markayla ilgili hiçbir şey hatırlanmıyorsa, bu metrik tek başına anlamlı değildir. İzmir’de dijitalde olgunlaşan markalar, metrikleri bağlamıyla birlikte okuyan markalardır.
Beğeni Artıyor Ama Etki Yoksa
Beğeni ve etkileşim rakamları çoğu zaman iyi hissettirir. Ancak bu etkileşimler markanın algısına katkı sağlamıyorsa, gerçek bir ilerleme yaratmaz.
Bazı içerikler vardır; beğenilir ama geçicidir. Bazıları ise daha az etkileşim alır ama markayı netleştirir. Dijitalde büyüyen markalar, ikinci gruptaki içeriklere daha fazla değer verir.
Ölçülmesi Gereken Asıl Şey: Tutarlılık
Birçok marka tekil içerik performanslarına odaklanır. Oysa dijitalde asıl önemli olan, içeriklerin birlikte nasıl bir resim çizdiğidir.
Marka dili tutarlı mı?
Anlatı zamanla güçleniyor mu?
Kullanıcı markayı birkaç ay sonra daha net tanıyor mu?
Bu soruların cevabı, tek bir metrikle ölçülmez ama dijital büyümenin gerçek göstergeleridir.
Ne Zaman Ölçmeyi Bırakmak Gerekir?
Bazı metrikler bir noktadan sonra markayı yavaşlatır. Her içeriğin performansını takıntılı şekilde izlemek, deneme cesaretini azaltır. “Ya tutmazsa” korkusu, içerik üretimini kısıtlar.
Özellikle İzmir’de ajansla çalışan markalarda, aşırı ölçüm baskısının süreci mekanikleştirdiğini sıkça görüyoruz. Ölçüm, yön göstermeyi bırakıp fren olmaya başladıysa; bazı şeyleri ölçmeyi bırakmak gerekir.
Dijitalde Ölçüm Bir Karar Destek Mekanizmasıdır
Ölçümün asıl amacı şudur:
“Bir sonraki kararı daha doğru almak.”
Eğer ölçülen veriler bu soruya hizmet etmiyorsa, yalnızca gürültü yaratır. Dijitalde büyüyen markalar, ölçümü karar süreçlerine entegre eden markalardır. Rakamlar yön verir ama tek başına karar aldırmaz.
Sonuç: Daha Az Metrik, Daha Net Yorum
Dijitalde ilerlemek için her şeyi ölçmek gerekmez. Doğru şeyleri, doğru zamanda ve doğru bağlamda ölçmek yeterlidir.
İzmir’de dijitalde ivme kazanan markalar, ölçümü bir amaç değil; stratejiyi besleyen bir araç olarak gören markalardır. Asıl fark da burada ortaya çıkar.