Bir Markanın Sosyal Medyada Büyümesi Paylaşım Sayısıyla İlgili Değildir
Sosyal medyada büyümek isteyen markaların ilk refleksi genellikle aynıdır: Daha sık paylaşım yapmak. Haftada iki gönderi yetmez, üç olsun. Reels sayısı artsın, story’ler çoğalsın. Takvim doluysa, işin “doğru” yapıldığı düşünülür.
Ancak İzmir’de sosyal medyada gerçekten büyüyen markalara bakıldığında, paylaşım sayısının tek başına belirleyici olmadığı çok net görülür. Hatta bazı markalar, rakiplerine göre daha az paylaşım yapmasına rağmen çok daha güçlü bir etki yaratır.
Bu yazıda, sosyal medyada büyümeyi yalnızca içerik sayısına bağlayan bakış açısının neden yanıltıcı olduğunu ve markaların asıl nerede fark yarattığını ele alıyoruz.
Paylaşım Sayısı Neden Bu Kadar Yanıltıcı?
Paylaşım sayısı, ölçülmesi kolay bir metriktir. Takvimde görünür, raporda yer alır ve “bir şey yapılıyor” hissi verir. Bu nedenle markalar için güvenli bir alan oluşturur. Ancak kolay ölçülen her şey, gerçekten önemli olan şey değildir.
Bir markanın haftada beş paylaşım yapması, o markanın sosyal medyada büyüdüğü anlamına gelmez. Eğer bu paylaşımlar kullanıcıda bir iz bırakmıyorsa, algoritma açısından da, marka algısı açısından da etkisiz kalır.
İzmir’de sıkça gördüğümüz tablo şudur: Hesap aktif, içerik çok, ama etkileşim yerinde sayıyor.
Sosyal Medyada Büyüme Nedir?
Sosyal medyada büyüme, yalnızca takipçi sayısının artması değildir. Asıl büyüme; markanın daha fazla hatırlanması, daha çok ciddiye alınması ve daha net bir algı oluşturmasıdır.
Bir kullanıcı bir markayı gördüğünde, birkaç saniye içinde şu kararı verir:
“Bu hesap bana bir şey katıyor mu?”
Bu soruya net bir “evet” cevabı veremeyen içerikler, sayı olarak ne kadar fazla olursa olsun büyüme yaratmaz.
Az İçerikle Daha Fazla Etki Yaratan Markalar Ne Yapıyor?
İzmir’de sosyal medyada etkili olan markalar, genellikle çok konuşmaz ama net konuşur. Her paylaşım, bir boşluğu doldurur. Ya bir soruya cevap verir, ya bir bakış açısı sunar, ya da markanın duruşunu hissettirir.
Bu markalar için içerik üretimi bir refleks değil, bilinçli bir tercihtir. “Bugün paylaşım yapmamız lazım” yerine “bugün ne söylememiz gerekiyor?” sorusu sorulur.
Bu yaklaşım, paylaşım sayısını azaltabilir ama etkiyi ciddi şekilde artırır.
Algoritmalar da Sayıyı Değil, Tepkiyi Ölçer
Sosyal medya algoritmaları, bir içeriğin ne kadar paylaşıldığından çok, nasıl karşılandığıyla ilgilenir. İzlenme süresi, yorum, kaydetme ve paylaşma gibi tepkiler; içerik kalitesinin asıl göstergeleridir.
Bu nedenle çok paylaşan ama az tepki alan hesaplar, zamanla geri plana düşer. Daha az paylaşan ama her içeriğiyle etkileşim alan hesaplar ise daha fazla görünür olur.
İzmir’de sosyal medyada istikrarlı şekilde büyüyen markaların ortak noktası, algoritmayı “besleyen” içerikler üretmeleridir.
Paylaşım Sayısı Arttıkça Mesaj Zayıflayabilir
Bir diğer önemli konu da mesajın dağılmasıdır. Çok sık paylaşım yapan markalar, zamanla ne anlatmak istediğini kaybedebilir. Her gün farklı bir konu, farklı bir ton ve farklı bir hedef… Bu durum kullanıcı için kafa karıştırıcıdır.
Marka algısı tekrarlarla oluşur. Aynı ana fikrin, farklı açılardan ama tutarlı şekilde anlatılması gerekir. Paylaşım sayısı arttıkça bu tutarlık bozuluyorsa, büyüme yerine yorgunluk yaratılır.
Sosyal Medyada Büyüme Bir Editörlük İşidir
Etkili sosyal medya yönetimi, sürekli üretmekten çok doğru olanı seçmekle ilgilidir. Hangi konunun paylaşılacağı kadar, hangisinin paylaşılmayacağı da önemlidir.
İzmir’de sosyal medyada büyüyen markalar, içeriklerini bir editör gözüyle değerlendirir. Her fikir paylaşılmak zorunda değildir. Her çekilen video yayınlanmak zorunda değildir.
Bu seçicilik, markanın algısını güçlendirir.
Büyüme İçin Asıl Soru: Bu İçerik Ne İşe Yarıyor?
Paylaşım yapmadan önce sorulması gereken en kritik soru şudur:
“Bu içerik markaya ne kazandırıyor?”
Eğer bu soruya net bir cevap verilemiyorsa, içerik yalnızca sayıyı artırır. Etkiyi değil.
Sosyal medyada büyüyen markalar, her içeriğin bir işlevi olmasına dikkat eder. Bu işlev bazen güven, bazen uzmanlık, bazen de merak yaratmaktır.
Sonuç: Sosyal Medyada Büyüme Takvimle Değil, Anlatıyla Gelir
Paylaşım sayısı, sosyal medyada büyümenin en kolay ama en yanıltıcı göstergesidir. Asıl büyüme; markanın ne söylediği, nasıl söylediği ve neden söylendiğiyle ilgilidir.
İzmir’de sosyal medyada gerçekten büyüyen markalar, sayıya değil etkiye odaklanan markalardır. Bu fark, uzun vadede çok daha güçlü sonuçlar doğurur.